you are an IRONMAN

Güncelleme tarihi: 18 Ağu 2020


Her şey 2015 yılında başladı. Takım olarak katıldığımız Gloria Ironman 70.3'de koşu etabı benimdi. 21 km koşacak olmak bile o zaman benim için büyük bir olaydı ve ciddi heyecanlandırıyordu. Takımın adı Ironic, Göktuğ Yılgenci, Hakan Varan, ben. Triathlon ne, hangi sırada yapılıyor, mesafeler ne falan tüm bu bilgiler o zaman yüklenmişti. Giderken ki amaç 21 km koşmak, arkadaşlarla güzel vakit geçirmek ve akşamına bol bira içmekti. O kadar konuyla alakasızdım ki yarış fuarını gezerken TT bisiklet ve aero kask ne kadar sevimsiz duruyor, bu insanlar neden bu fuarda dalgıç kıyafeti satıyorlar seviyesindeydim.
Orada insanlar bunu nasıl tek başına yapabiliyor dedikten iki üç ay sonra ilk yarış bisikletimi aldım ve 12 ay sonra 2016'da aynı yarışa bireysel katıldım. 70.3 büyük işti, o zaman çok fazla yapan da yoktu, çünkü Türkiye'ye geleli bir sene olmuştu henüz. Annem ne yapacağımı duyduğunda Ankara'dan Antalya'ya gelmişti desteklemeye ve yarış boyunca her yerde karşıma çıkmıştı :D
Oldukça ilginç bir hazırlık dönemi geçirdim, ilk triatlonum orta mesafeydi 70.3. Daha önce sprint, olimpik mesafe yarışa katılmayı bırak üç sporu arka arkaya hiç yapmamıştım. Herhangi bir antrenman programı takip etmedim, etmem gerektiğinden de çok haberim yoktu :) Programım, zaman buldukça hangisini canım istiyorsa onu yapmak üzerine kurulmuştu. Bir antrenman bilincim de yoktu açıkçası. Bisiklet antrenmanı demek bisiklete zaman ayırmak demekti benim için. Ekipmanda amatörlüğüm üst seviyede olup, wetsuit’im (geçen sene dalgıç kıyafeti olarak düşündüğüm şey) shorty denilen ve rüzgâr sörfünde kullanılan bir modeldi. Dalgıç gözlüğü gibi bir şey kullanıyordum göz çevrem acımasın diye, her poşette havlum vardı ve bisiklete bindiğim formayla koşamazdım :) mümkün değildi, dağ bisikleti kaskına ve ultra maratonlarda kullanılan bel çantama hiç girmeyeyim.

Beslenme işi de tam bir skandaldı, acıktıkça yiyor aklıma geldikçe içiyor prensibini kullanmıştım. Tamamen amatör ruh ve cahillikle altı saat savaş verdim. Vücudumun tükendiğini o gün ilk defa hissetmiştim, düşününce Ironman mesafesi tüm bunların iki katıydı ve gündemime girme ihtimali bile yoktu.
Sonrasında bir senelik triatlon kariyerime iki sene ara verdim. Aslında ara vermemiş, kendimin bile haberi olmayacak şekilde gizliden hazırlanmışım. Blog'un başka bölümlerinde deneyimlerimi paylaşacağım Berlin Maratonu ve L'Etape du Tour de France hazırlıkları ile bir sene koşumu diğer sene bisikletimi bir miktar üst seviyeye taşıdım. Ama bunlar yetmedi, yetmeyecekti, zehir bir kere bulaşmıştı…
Her Şey Başlıyor, 140.6
ve her şeyi başlatan video ile başlayalım...
Öncelikle bir hedef yarış seçmem gerekiyordu, gelen tavsiyelerle ilk defa yapanlar için Tallinn'in uygun olduğunu öğrendim ve hemen kaydımı yaptım. Yarış Ağustos ayındaydı ve internet'ten bulduğum 6 aylık programın 1 Şubat’ta başlaması gerekiyordu ancak henüz karlar erimemişti ve ben bisiklete binerken, koşarken üşüyebilir hasta olabilirdim. :) Bu nedenle snowboard ve kayak ile zinde kalmak için kendimi kandırıp neredeyse her hafta sonu günü birlik turlarlar Uludağ'a çıkıyordum. Fakat 7 senedir Mart ortasına kadar süren kış sporları sezonumu sakatlanabilirim düşüncesiyle şubat ortasında kapatmak zorunda kalmıştım. Aslında belki de sakatlanmıştım :) Sol dizimin arkasına tendinit başlangıcı tanısı koydurmak için soluğu, gece yarısı inşaat işleri yaparak beni sürekli rahatsız eden ve çeşitli defalarda şikâyet ettiğim komşum olan bir özel hastanede aldım.
Canlı BLOG, bu bölüm Iphone 6 notlar uygulaması kullanılarak, günlük şeklinde, gerçek olan olaylardan esinlenmeden direk olarak yazılmıştır.
2015 yılında takım olarak katılıp koştuğum 21 km sonunda insanlar half Ironman’i tek başına nasıl yapıyor dedikten tam 3 sene sonra 3.8 km yüzme 180 km bisiklet 42 km koşmaya karar vermek… Aynı zamanda yüksek lisans tezini yazmak, dinamik yüklü rüzgar türbin temelleri ve rüzgarda 90 kadans dönen dinamik yüklü bacaklar… Aile, sosyal hayat, hafta sonu şehir dışı kaçamaklarının ertelendiği ya da Ege'de Akdeniz'de yüzme yarışlarına evrildiği hayat dönemi (yaparken bile sadece bir kere bunu yapmak isteyeceğimizi düşünmek)… Mutfakta bira yanına kuruyemişler, duty free’den getirtilen viskiler yerine, yurt dışından rapor çıkarılıp :) getirtilen karbonhidrat jelleri, elektrolitler, izotonik içecekler, karnitinler, BCAA' lar…
12 Nisan
Alüminyum kadro ve bir beden büyük bir yol bisikleti, yüzerken boğulacak gibi olan 84 kg bir adet ben ve 109 gün kala karar verilen düzenli günlük tutma kararı…
20 Nisan Kartepe Tırmanışı
Geçerken uğrayalım dedim😊.
23 Nisan tatili için İstanbul'dan ailemin yanına, Ankara'ya gitmeye karar verdim. Ancak bir sorun vardı, tour of Turkey Kartepe'ye çıkacaktı ve hava durumu kar gösteriyordu. Bunu kaçıramazdım. Planım arabayla Kartepe'ye giderek aşağıya park etmek ve bisikletle zirveye tırmanmak, Tour'un gelişini izledikten sonra zirveden inerek bisikleti arabaya yerleştirip, kurulanıp Ankara’ya devam etmekti ve planı gerçekleştirdim. Üstelik yoğun kar yağışı nedeniyle 5 km zirveden aşağıya taşınmıştı finish çizgisi, tabi ben o karda bisiklet sürme fırsatını kaçıramazdım, bitiş çizgisini geçerek 10 dk daha tırmandım.
Ciddi bir deneyim oldu, çıkarken yüksek nabızdan dolayı üşümüyorsun, ancak inerken donma ihtimalin aklından gitmiyor, nabzın yükselsin diye frendeki eline inat buzlu yolda pedal çevirmeye çalışıyorsun. Getirdiğim yedek kıyafetler bile hiçbir işe yaramadı. Hayatımda bisiklette hiç bu kadar acı çektiğimi hatırlamıyorum. O iniş yerine 3-4 defa daha Kartepe'ye tırmanmayı tercih ederdim. Bu tip tırmanışlarda kıyafet için kesinlikle çanta taşınmalı. Lastik patlaması gibi durumlarda lastiğin tipide değiştirilmesi de ciddi sıkıntı yaratabilir.
2 Mayıs Bugün Günlerden Yıldırım'ı Şikayet
20 Nisan’da Kartepe tırmanışı öncesi, karşıdan karşıya geçen bir marketler zinciri çalışanına çarpmam sonucu sağ omuzumda başlayan ağrı bugün 10. gününü doldurdu. Neyse ki yüzmeye aktif bir etkisi yok :) Bu arada o ilk yol bisikleti kazamı da yaşamış oldum, ben bir tarafa, şok arkadaş yere, bisiklet başka bir yere, havada uçtuk. Çarptığım arkadaşın (ben arkadaş olmaya karar verdim ama o nefret ediyor ve konuşmuyordu benimle) elmacık kemiği şişti, dizinde ağrıları vardı.
Tendinitten kurtulduk derken sağ diz bilek arası 1/3 bölümdeki ağrı ile koşu antrenmanlarını başlamadan kapattık :) Ağrı 2 haftadır devam ediyor ve koşunca artıyor. Gerçekten koşu antrenmanı yapamadan Ironman'e gideceğim gibi.
Düzeltme 1: Yüksek tabanlı bir koşu ayakkabısından dolayı bu ağrının olduğunu keşfettim, diğer ayakkabılarım ile o ağrı olmuyordu.
Düzeltme 2: Bir fizyoterapistin o kas grubuna verdiği kuvvet antrenmanı ile ağrı tamamen ortadan kalktı. (Soleus kasları)
Tezi verdim ve ironman üzerindeki en büyük sıkıntıyı büyük oranda ortadan kaldırdık. 10-14 Haziran tarihlerinde tez savunması olacak.
İlk havuz yüzme yarışı 100 m'de 17 kişide 10. ve 200 m'de sondan bir önceki oldum:) Corporate games ya da havuz yarışı bana uygun bir aktivite değil sanırım.
Evet sağ kavaldaki ağrı hızla geçmeye başladı. 22 Mayıs’da Gelibolu’ya yetişecek mi dersin :) Bu hafta sonu Oceanman için Alanya’ya gidiyorum, hadi bakalım 0 antrenmanla kapatacağız haftayı görünüşe göre.
11 Mayıs Giro başlıyor, en zor şey aksilikler ve hastalıklarla boğuşmakmış, 4 gündür hastayım ve antrenmanlar yalan oldu. Şu an kafamda daha iyi bisiklet daha iyi yüzme antrenmanı yapıp 42 km oraya bırakmak bile var. Beynimin bir yarısı da işimle ilgili sürpriz bir gelişme olması için beklentide. Neyse, pazar günü Oceanman wetsuite ilk denemesi olacak hadi bakalım. Zor olan antrenman saatleri kadar sakatlanmadan programı uygulayabilmek. Geride kalınca program devam ediyor ama sen bıraktığın seviyeden bile başlayamıyorsun ve yakalamaya kalkarsan tekrar bir sakatlık riski seni bekliyor.
Ankara'da ki rüzgârlı havada yaptığım bisiklet antrenmanı sonucunda dudaklarım çatlayarak yara oldu ve salı günkü havuz antrenmanı iptal oldu :).
11 Mayıs Oceanman yolcusu kalmasın, yarın büyük gün

Ironman için önemli bir detay olan 5 km'yi wetsuit ile ve 1 saat 53 dakikada, 2:18 pace ile half Oceanman'i tamamlamış bulunmaktayım, aynı zamanda bu pace’i Ironman 140.6 için düşünüyorum. Genel olarak zevkli geçen organizasyonda wetsuitin vücuduma zarar vermemesi için kullandığım decathlon ürünü krem işe yaramadı ve ensemdeki deformasyon, sonuç iyileşene kadar yüzme antrenmanları yine iptal.
24 Mayıs
Orta mesafe triathlon antrenman yarışı dedik şimdi hedef yarışmış gibi hissediyorum. Çanakkale Gelibolu’da triatlona katılıyorum, şu an listelere baktım herkes katılıyor :) Çok heyecanlı açıkçası çokta boş bırakasım yok, bisiklet ve yüzme antrenmanım gayet iyi, zorlayacağım sanırım, koşuya da ne kalırsa :)
27 Mayıs
Yarış ertesi dinlenme günündeyim. İnternetten organizasyonun fotoğraflarını ararken sonuçlara tekrar baktığımda bisiklette gerçekten geliştiğimi gözlemleyebiliyorum. Çok iyi olduklarını bildiğim triatletlere oldukça yaklaşmış, geçmiştim.
Yarış denizde yüzme etabı istediğim gibi olmadı, sub40 bekliyordum ancak olmadı, transition yine çok yavaşım :) Bunu çözmem lazım, trisuit de kurtarmadı. Toplamda 10 dk. Bisiklet konuşmaya gerek yok tam bir Nibali, koşuda pek koşu antrenmanım yoktu, hatta hiç denebilecek gibiydi ama maraton pace'ime yakın bir pace'de güçlü bitirdim. Bence gayet iyiydi. Ironman için iyi bir antrenman oldu sinyaller olumluydu, koşu kısmında bir miktar daha geliştirmeler yapmam lazım, mesela şapka takma ve başka spor ayakkabı kullanmak gibi. Elektrolit alimim da olması gerektiği gibi değildi koşuda. Burada wetsuite ve trisuite denedik, beslenme denedik.
30 Mayıs
80 kg altına bu sabah itibariyle düştük hayırlı olsun, hedef 77 ile yarışa girmek.
8 Haziran Cumartesi
Tatil bitti tatil boyunca 330 km bisiklet, 30 km koşu, 9.700 m yüzme tamamladım. 3 duble rakı, iki kadeh şarap, 5 bira ve 4 duble votka kokteyl :) Her türlü yakıtı yükledik dönüyoruz.
12 Haziran ; bugün 3 senedir uğraştığım yüksek lisansın tez savunması varken, dün gece 24:00’ye kadar yüzme antrenmanı üstüne arkadaşlarla kahve içip kıtalararası yüzme yarışının ön elemesini nasıl geçeriz muhabbeti vardı.
Ironman olmanın önündeki en büyük engeli kaldırmaya geldim, birazdan tez savunmamı vereceğim.
25 Haziran
Uçak inmek üzere, Kuşadası dönüşü 25 km koşu, 3800 m yüzme, 2000 m yüzme, 10 km koşu ile 4 günlük bir kamp oldu. 25 km koşu ve 3800 m özel antrenmanlar, her geçen gün biraz daha hazır hale geliyor vücut.
28 Haziran
Alkolsüz geçen Çanakkale gezisinin ardından alkolsüz bir cuma Kadıköy akşamı tamamlandı. Allah kimseyi alkolsüzlük ile sınamasın 😢 son 35 :)
Bugün 4-5 dilim pasta yedim ve şeker gerçekten yaramıyor. 2 saat sonra havuzda çok çabuk düştü enerjim, yarın büyük gün en uzun bisiklet günü olacak.
5 Temmuz
Gerçekten fena bir gün geçirdim. Tezle ilgili düzeltme ve format problemleri yaşıyorum. Teslime son 7 gün kaldı ve ara sokakta bir yere cilt yaptırmak için cuma trafiğinden kaçarken yol üzerinde vermiş bulundum. Neyse önümüzdeki hafta çok yoğun geçecek çarşamba Ankara saha gezisi, perşembe Antalya saha gezisi, cuma İstanbul, cuma gece Ankara, cumartesi Kapadokya, pazar Ankara, pazartesi Ankara, gecesi İstanbul.
8 Temmuz tez süreçleri tamamlanır.
14 Temmuz 140 km bisiklet+20 km koşu günü olaysız tamamlandı.
7 adet enerji jeli, 3 ölçek izotonik, kutu kola, kafein hit elektrolit yaklaşık antrenman maliyeti 80 TL :)
Aldıktan 30 km sonra bira şişesi ile yardığım tekerin fiyatı 220 TL
Antrenman maliyeti 300 TL :))
Koşu için korktuğum kaval kemiğinin yanında bir ağrı olmadı sanırım Nike ayakkabı bana uymuyor, 4 sene önce aldığım ve Berlin Maratonu’nda kullanmaktan vazgeçtiğim Mizuno'lar bugün itibari ile Ironman koşu etabı ayakkabısı olarak atandılar.
17 Temmuz
Modum düşüyor bazen, dün 850 m eksik yaptığım 2800 m yüzme antrenman üzerine şu anda 1,5 sa bisiklet intervalim var ve saat 22:30 oldu. Berbat geçen 13:30’dan 16:00’ya kadar süren bir toplantının arkasına (rüzgâr ev neden pahalı) eve gelip traş sonrası tv karşısında uyuyakalmışım. Hep gelen sevimsiz haberler evrenden gelmeye devam ediyordu, telefona baktığımda da. Saat 22:24, artık antrenmana bok gibi hissederek başlasam iyi olur.
22 Temmuz
Yukarıdaki antrenmanı tamamladım, üzerine bu haftaki tüm antrenmanları tamamladım. Sakatlık olmadan mis gibi gidiyorum Ironman'e.
27 Temmuz
Antrenmanlar kısalsa da bitmemeye, yavaş yavaş modum düşmeye başladı :) Haftaya bugün büyük gün, eşyaları hazırlamaya başladım bugün😊
28 Temmuz
Pazar 20:28; yukarıdaki fotoları çektikten sonra önce pedalı daha sonra aynakolu dağıttım gittim pedal aldım geldim, aynakolun farkında değildim aynakol da gitmiş şimdilik yeni pedal ve aynakol almam ve bir an önce bisikleti kutulamam gerekiyor. Son dk golü, neyse aero barları söktüm. İyi ki yarın akşam yapmaya başlamamışım bu işe çok fena patlardım. Bütün Tallinn'de ki bisikletçileri gezerek yarışa kadar saçların kalanını da beyazlatırdım. Tanıdığım tüm bisikletçilere mesaj attım panik tavan, bulamazsak efsane olacak :)
29 Temmuz
Yarın yola çıkıyorum. Muhtemelen dün aldığım pedalları yanlış takmaya çalışmamdan dolayı aynakolun dişlileri aşındı. Sabaha kadar doğru düzgün uyuyamadım ve sonuç... Atek bisiklet, kahvaltı salonu Üzeyir usta:)

Neyse çıkma bir aynakol bulduk. 175 m boyunda ultegra marka sadece sol aynakol şans oldu gerçekten. Önceki sahibi sağ pedalı çıkartamadığı için pedalı, aynakolu bırakmış burada :) Eğer öbürünü zedelesem olmuyordu ya da boy 172,5 m ya da 170 m olsa olmuyordu, neyse şansım yine döndü eve geldim kalleri taktım, pedalları deneyeceğim. Çok gevşek geldi sıkmaya kalktım onları da bozdum :)) Zamanında furç çektirme vidasını da kırmıştım.
Delta bisiklete gittim bu sefer, onları da değiştirdi arkadaşlar şu an her şey tam gibi :)
HAZIRIM 😬
Dün geldim ve bisikleti kurdum geç saate kadar bu sefer bir sıkıntı yok gibiydi, zinciri temizlerken quick linki lavaboya düşürdüm :) Sonra İbis otelin tüm lavaboyu söküp onu içerden aldım tabii ki :)

Genelde yurt dışına yarış için gittiğimde ortalamanın üstünde otellerde kalırdım, son döviz hareketlenmelerinden dolayı standartlarımdan da taviz vermeden ortalamayı aşağıya çekerek ortalamanın üstü haline getirdiğim İbis otelde kalıyorum. Minimalist İbis'de gece yataktan düştüm :) Düşeceğimi fark ettiğimde refleks ile bacağımı hızlıca aşağıya attım ve kramp girip geçti, eğer o uzun kramplardan olsa kotu etkileyebilirdi beni ondan da yırttık.

Şimdi sorunumuz 12 derecelik su :) Böyle hot topic mi olur yahu.
Sabah bu mail ile uyandım. 3 gün önce 20°C idi su, koya gelen akıntılar varmış, doğudan gelen akıntı soğutuyormuş. Bu akıntıda direk rüzgârın yönü ile bağlantılıymış, windy de önümüzdeki günler hep doğudan gözüküyor. Bunca emekten sonra 750 m yüzersem biraz fazla can sıkabilir :) O değil de 13,9 da 1500 yüzüyorsun 14 de 3000 :) Bugün sabah uyanınca açtığım ilk site bu oldu su sıcaklığı 11.6 dereceydi ve yüzme etabı iptal olacaktı. Daha motivasyon bozucu bir şey olamazdı açıkçası ama hiç aldırış etmedim yine bir şey olup düzelecekti biliyordum.
Neyse hazırlıklara devam ettim, bu sefer su 12'lere çıkarsa 750 m de olsa yüzmem gerekecekti. Neopren bone internetten aldığım ve küçük gelen akabinde Trek bisikletten Mete abinin eşinin terziliğiyle büyüyen ve ayna kolu ezen furç çektirmeyi kıran benim ellerimde sökülen :) Bu sefer terzi bendim. Ben tam bu işlemi bitirdim telefonu elime aldım, gelen son e-mail:

LAKE HARKU 😍 3.8 20 derece daha iyi haber olamazdı daha önce Annecy'de gölde yüzdüm, aslında çok deneyimim var denilemezdi hatta Avrupa'daki Ironman organizasyonlarının çoğu gölde gerçekleştiğinden Tallinn'de denizde yüzecek olmak tercih sebeplerimden biri olmuştu.
Bu da gecenin son fotoğrafı olsun o halde

Dünden hazırladığımız çantaları transition alanlarına koymuştuk, geçen katıldığım half Ironman'de bir deneyimim olmuştu çantalara acaba son anda bir şey koydum ya da aldım mı ona emin olamamıştım bu sefer çantaların içerisinin videolarını çekmiştim.
Evet Lake Harku maili geldiğinde süper işte bu falan demiştim içimden göl de neymiş her yerde yüzerim
Ses tonum Lake Harku'ya duyduğum heyecan hakkında fikir veriyor.
Yarış sabahı alana gidişim; Şehir merkezinden kalkan shuttlelar ile yarış start alanına ulaştık.
5 Ağustos
Çok geçmeden yazayım dedim.
Yarış sabahı saat 3’te kahvaltı için uyandım. Aslında 2:00 ve 2:30’da da uyanmıştım. Resepsiyona bıraktığım ve akşam yemeğinde restauranttan aldığım ekmek ve muz kruvasan ile kahvaltımı yaptım.
Alarm kurulu tekrar kafamı yastığa koydum ama yarış başlamıştı.
Nabız bandı, chip, trisuit, vazelin derken hazırdım neredeyse, eşyalarımı kontrol ederek taksi ile hareket yerine ulaştım ve orada herkesin beklediği otobüse saat 5’de bindim. Otobüs tamamen Ironman😊
Herkes o gün 8 saat ile 17 saat arası sürecek bir aktiviteye odaklanmış heyecan içerisinde bekliyordu.
Yarış alanına vardık ve son kontroller, transition torbalarındaki düzenlemeler derken haftalardır uğraştığım neopren boneyi çıkarıp atma kararı verdim. Wc'yi de hallettikten sonra her şey hazırdı ve suya girdim. Yüzme etabı gerçekten uzun sürmedi, göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Yüzme en zayıf noktamdı ve doğal olarak bana göre antrenmanları da en sıkıcı olandı. Bir saat suyun içerisinde kalmak hiçbir şey yapmasam da beni yoran bir şeydi :) normalde bitmek bilmeyen bu mesafe nasıl o kadar çabuk geçti inanılır gibi değildi. Çıkınca her şey şimdi başlıyor dedim.
Ve başlıyoruz….
5 sa 50 dk boyunca aralıksız üşüdüm, inanılmaz bir rüzgâr sürekli sağdan soldan, kafadan ve bazen de arkadan gelerek yordu. İşler daha iyi gidebilirdi ama beklediğimden zorlu bir bisiklet etabı oldu. Neredeyse tüm istasyonlarda durdum, bir şeyler aldım, yedim, içtim, susuz kalmaktan korkuyordum ama hava o kadar serindi ki terlemiyordum bile. Saatler süren sürüşten sonra bisiklet etabını bitirmeye hazırdım. Maraton 30. km’den sonra başlar derler ya maraton başlamıştı. Daha ilk km’ler ve bacaklar yüklü, hızlı dönüyorlar kendimi yavaşlatmam lazımdı ama resmen tutamıyordum, 5:20 pace ortalama gidiyordum ve emindim patlayacağıma ama bir yandan da acaba dayanabilir mi diye düşünmeden edemiyordum. Her istasyonda durup sıvı ve gıda takviyesi alarak devam. 20. km’lere başladım, bitmeye daha yarı maraton vardı önümde. 2-3 km çok zor geçti. Durdum, nefeslendim, yürüdüm ara ara... Sonra tekrar 5’li pacelerle toparlamaya çalışma, özel ihtiyaç çantasında Redbull ve magnezyum tabletim vardı. Tek çarem onlar kalmıştı, ilginç bir şekilde onları aldıktan sonra 6 pace’e rahat bir şekilde çıkabildim tekrar ve yarış bitene kadar da idare ettim diyebilirim. Son 10-15 km beslenemedim, artık ne yemek ne içmek istiyordum. Sıvı alımını iyi ayarlamıştım, her şey yolundaydı ama jel, bar olayında artık midem kaldırmıyordu. Arada ağzıma attığım turşu ve tacxler de sevimsiz gelmişti, tuzlunun tadının kötü gelmesi elektrolit fazlalığı anlamına geliyor olabilirdi. Öyle ya da böyle 42 km’yi devirdim. 11 saat 47 dk gözüküyordu saatimde beklediğim sürede işler yolunda giderse 11:30-12:00 arasıydı zaten.
Bence Ironman'de koşu etabı en sıkıntılı olanıdır. İstediği kadar düz olsun bacaklarda ciddi bir yorgunluk varken maraton koşmak gerçekten farklı bir deneyim oldu. Tallinn'in en kötü özelliği de koşu etabı düz değildi ve arnavut kaldırımı diye tabir edilen (Roubaix Cobblestones gibi bir efsanesi olmayan) taşların üzerinde ciddi süre koşmak zorundasındır. 4 defa bisiklet transition noktasından finish alanına oldtown'a tırmanmaktı etap, en güzel olan yanı ise oldtown tamamen turist doluydu ve bu bölümde ciddi destek vardı. Maratonu koşarken acaba sub4 olur mu diye düşünmekteydim ve bir yandan da toplamda 12 saat altında bitirmeyi kafama koymuştum. Sürekli kafamda son dk bir terslik olur mu düşüncesi vardı, özellikle inerken bu taşlara her an yan basabilme sakatlanma ihtimalim bulunmaktaydı. Neyse güzel bir deneyim oldu ve sonunda...
Tekrar yazının başına dönecek olursak 4 senedeki değişim...



Yorumlar