Berlin Maratonu 2017

Güncelleme tarihi: 18 Ağu 2020
Yabancı bir ülkedeki ilk yarışım ve kış sporları dışında spor turizmine ilk adımım. Gitmeye karar verdiğimde ne bir maraton çılgınlığı yaşayan kafam vardı ki hala yok bu, ne de Berlin'de beni cezbeden bir şey... Gitme zamanım yaklaştığında iş biraz farklılaştı, hedeflerim olmuştu yarışla ilgili ve okuduğum yazan çizenlerin ruh hali biraz işlemişti kafama. Döndükten sonra da düşüncem, eğer maraton koşacaksan bir kere burada koşman gerektiğiydi. Blog'un sonunda paylaştığım yarış videosunu izlerken yağmura rağmen toplanan kalabalık size bir miktar Berlin'i anlatacaktır. Videoda biraz Fatih Topçu'ya özendim, yarış boyu çekim yapmaya çalıştım ve gerçekten o kamerayı taşımak, konuşmak, çekim yapmak hem çok zevkli hem de zor bir işmiş. Tabii onun kadar iyi koşamadım ben :)
Berlin maratonu, Tokyo, Boston, London, Chicago ve New York City ile birlikte World Marathon Majors'ın bir parçası. Atletlerin çoğunun hayali olimpiyatlar kadar bu yarışlardan birinde de kürsü yapabilmek. Hatta belki de tamamına yakınının en iyi dereceleri Berlin'den çıkma.

İSTANBUL MARATONU İLE BAŞLAYALIM
2015 Yılı 13 Kasım Cuma akşamı, takım halinde katıldığımız Ironman 70.3'de koşulan 21 km sonrası maraton koşmaya heveslenen Yıldırım, bir buçuk ay sonra o güne kadar ki en uzun koşusu 23 km iken 2 gün sonraki maratonun geç kayıt imkanlarından yararlanmaya karar verir. 14 Kasım Cumartesi günü sabah erkenden maraton fuarına giderek o güne kadar ismine aşina olduğu bir STK'nın standını bularak bağışını yapar ve geç kaydını olur. Yarış numarası hazırdır, chip hazırdır, hatta fuardan aldığı jeller ve enerji barları da hazırdır, ara ara okuduğu deneyimler ve yazan çizen koşuculardan öğrendiği elektrolit takviyesi için minik buzdolabı streçlerine tuz bile sarmıştır.

15 Kasım günü o kadar yüksek nabızda koşmayı, terlemeyi hayal etmiştir ki telefonunu kış sporlarında kullandığı su geçirmez kılıfa bile koymuştur. Saat olarak Polar'ın sadece nabız ve saati ölçen bir modeliyle ne tempo ne mesafe düşünmeksizin yol boyu km tabelası takip ederek koşacaktır ertesi gün. Yarış anı yaklaştıkça "the wall", nam-ı diğer duvar nedir ne değildir, ne olacak 30'da? tam 30'da mı olacak? bunlar hep merak konusu olmuştur.
15 Kasım Pazar...
1.80 boya 95 kg hafif toplu biri olarak, 5 saat 17 dk 17 saniye, Sultan Ahmet parkından sonra insanları görünce koşmaya başlayıp bitiş çizgisini geçme sürem.
İlk yarış videosu :)
16 Kasım Pazartesi...
Yer Maslak Nurol plaza kat 4, masamdan wc'ye gitmem gerekiyor. saat 11:45; masamdan yemek yemeye gitmem gerekiyor. Sandalyeye oturamıyorum, kalkamıyorum, merdiven görmek bile istemiyorum. Penguen gibi yürüyorum şirketin içerisinde, zaten çevremdekiler o zamana kadar çok koşu geçmişimin de olmadığını biliyorlar, herkes şaşkın neden maraton koştun? senin neyine bakışları üzerimde.
17 Kasım gereklilikler devam ediyor....
Hislerim 10 sene önce bıraktığım sigaraya başlarken ki ile aynı, bu böyle olamamalı! içimize çektiğimizden emin misiniz? Maraton koşmak akıl karı bir iş değilmiş, bir daha maraton koşmam...
Dedikten 11 ay sonra Half Ironman tamamladım. İlk maratondan hallice bir antrenman ile 6 buçuk saate yakın sürede bitti. 1.9 km yüzme, üzerine 90 km bisiklet ve yarı maraton koşmuştum.
BERLİN MARATONU ?
Şehir içindeki parkur Brandenburg Kapısı yakınında başlayıp bitiyor. Şehrin doğu batı olarak bölünmesi nedeniyle 1990 öncesi maraton organizasyonu sadece Batı Berlin bölgesi ile sınırlıymış. Daha sonra duvarlar yıkıldığında, bu kapıdan ilk geçme şansı olan koşucuların Almanya'nın her iki bölgesinde koşabilmesinin vermiş olduğu hislerden gözleri yaşarmış. Yarış bugün de bu kapı civarından başlıyor ve kapıyı geçtikten kısa bir süre içinde bitiyor.
2018 senesinde 40.775 kişi tamamlamış, işin ilginç tarafı organizasyonda 10 km, 15 km gibi etaplar yok etraftaki herkes maraton koşmak için oraya geliyor.
Berlin Maratonu güzergahı gerçekten düz bir profile sahip, neredeyse yokuş yok. Büyük organizasyonlar arasında en hızlı maraton parkuru olmalı. Maraton dünya rekoru bu parkurda Kipchoge tarafından 2:01:39 ile kırıldı. 1974'de Berlin Maratonu ilk düzenlendiğinde birinci koşucu 2:44:53 ile parkuru tamamlayabilmiş.
Şöyle bir güzellik yapmışlar, maratonun geçtiği yol boyunca 3 tane mavi çizgi var, bunu takip edersen maratonu tam mesafesinde 42,195'de bitirebiliyorsun. Ben takip etmemiştim ve bitiş çizgisini geçtiğimde saatim 43 km gösteriyordu.
"I like the crowd in Berlin. I like the organization. I like the environment. And above all, the flat course" — Eulid Kipchoge (2:01:39)

Organizasyon iki gün boyunca Berlin'i esir alıyor, Cumartesi günü minikler için bir koşu organizasyonu, oldukça popüler olan inlineskating maratonu, Pazar günü ise, koşucular için maraton organizasyonunun yanında Ironman organizasyonlarından aşina olduğumuz handbiker'lar ve tekerlekli sandalyeler de maraton mesafesini tamamlayabiliyorlar. Burada ilginç bir bilgi öğrenmiştim. Tekerlekli sandalyede İsvicre'li Heinz Frei adında bir sporcu, 1985 yılından 2013 yılına kadar ki yarışların bir kaç senesi hariç tamamını kazanmış. 28 yıllık bir performans bence bir efsane.
6 saat 15 dk içerisinde etabı tamamlaman gerekiyor, Eğer bitiremezsen ya kaldırıma çıkıp oradan tamamlamaya çalışacaksın ya da broom wagon (süpürge aracı) gelip seni süpürecek.
BERLİN MARATONUNA NASIL KAYIT OLUNUR ?
İnternet'te sağa solu kesiyorum, o zaman Gazapizim yok, şarkısı yok, Borusan'da çalışıyorum, BMW, Borusan falan benim sanki, öyle hissettiğim seneler. Berlin Maratonu'nun ana sponsorunun da BMW olduğunu öğrenince tabii hemen Borusan Otomotiv'da çalışan yakın bir arkadaşımı arıyor ve "Berlin maratonu diye bir şey varmış ona ben neden gidemiyorum ? Kayıtlar kapanmış, çok zormuş biz bir şey yapabilir miyiz?" diyorum.
Hala ortak olmayı hayal ettiğim, iş bitirici arkadaşımdan 15 gün sonra bana bir kod geliyor ve BMW Almanya'nın davetiyle kaydım halloluyor. Tabii sizin bütün kariyerinizi Borusan'da çalışmaya başlamaya odaklayıp, otomotivden Almanya ile teması olup sevilen birini bulmanız, kurada çıkmaktan daha uzun sürebilir. O yüzden diğer seçeneklere geçelim;
1) Eğer yurt dışında kabul gören "AIMS-Certified" bir maratonda 3 saatin altında maratonu tamamladıysanız.
2) Tur operatörleri, bu Türkiye'de olmamalı, başka bir ülke üzerinden gidebilirsiniz böyle.
3) Organizasyon tarafından belirlenen STK'lara bağış ile, ancak bu bağış miktarı İstanbul maratonu geç kayıt bağışlarından epeyce fazla.
Tüm bu mücadeleden sonra finisher t-shirti ve madalyanızın arkasına sürenizin işletilmesi için ilave para isteyecekler son kuruşunuza kadar bağış yapmayın.
4) Kura :)
BERLİN'E HAZIRLIK SÜRECİ
Kayıt işi tamamdı ama bu sefer biraz çalışmam gerekiyordu. Hemen internet'ten program aramaya başladım ve 4 ayda maraton, 6 ayda maraton, 3 ayda maraton falan derken kalan günü 30'a bölüp, aşağıya yuvarlayıp bulduğum programı uygulamaya karar verdim. Berlin Maratonu'nun uygulamasını da indirmiştim ve oradaki program ilk bir ayı atınca uyuyordu bana :)
Başladım koşmaya... 10 koş, 15 koş, son 2 km tempo yap, interval yap, uzun koş, nabzı mutlaka düşük tut, şimdi nabzı yüksek tut , koşu drilleri diye bir şey var onu yap (bir iki kere yapmaya kalktım biraz yaptım, yazıyı yazarken tarih 2020 hala çok yapabiliyor değilim. Neyse özetle yap var, koş var, arada bir de bisiklete binebilirsin var. Tabii o aradaki binebilirsin de ben bisikletimi o kadar özlüyordum ki, 5-6 saat bisiklet antrenmanına dönüşüyordu programdaki 1-2 saat cross trainingler.
Sürekli bir literatür tarama hastalığı vardı bende, konu ile ilgilibir çok makale okudum birbiriyle tutarlı olmayan bilgilere de denk geldiğim oluyordu. Biraz cehaletle benden daha az bilenlerin anlaması için özetleyeceğim. Basitçe Oksijen alıyoruz bu oksijen ciğerlerden kalbe geçiyor, burada kalbin debisi, kanın oksijen taşıma kapasitesi ve kapiler yoğunlukla alakalı bir şekilde dolaşım sistemine aktarılıyor ve en sonda da ihtiyacı olan kaslara kapasiteleri oranında geliyor. Peki kaslara geldi havadaki oksijen Eliud Kipchoge ile Usain Bolt'u burada ne ayırıyor ikisi de koşuyor sonuçta ? Özet teknik açıklaması:
Okumaya üşenenler için: Patlayıcı Güç vs VO2 max yada kas lifleri ile;

VO2 max demişken birazda ona girip Berlin'e dönelim artık. Dayanıklılığın temel şartlarından ama tek şartı değil, Antrenman ile gelişebiliyor ve bir üst sınırda kalıyor, buna rağmen dayanıklılık gelişmeye devam ediyor. Bu da bize VO2 max'dan çok anaerobik eşik olarak tanımlanan Laktat eşiğini işaret ediyor. Laktat eşiği, glikojen depoları azalırken, açığa çıkan laktik asitin ortaya çıkardığı yorgunluk seviyesi diyebiliriz. Bu antrenmanla gelişime açık kısım.
Peki her şey güzel, biz maraton koşacağız ama hangi antrenman neyimizi geliştiriyor? Biraz araştırınca koşu için antrenman tipleri 4'den 9'a kadar genişletilebiliyor. Okuduğum makalelerden anladığım kabaca 5 adet koşu antrenmanı olduğunu söyleyebilirim. Bunlar interval, tempo, uzun koşu, yarış ve çapraz antrenman (cross training). Diğerleri genelde bunlarla detay farkları olan antrenmanlar olduğu dile getiriliyor. Peki bu antrenmanlar neleri geliştiriyor;
İnterval antrenmanı: Hız ve Kardiyovasküler sistem (Vo2max)
Tempo koşuları: Bunun interval ve uzun koşular gibi bilimsel bir faydası kanıtlanmamış ama bir çeşit uzun mesafe koşuculara farklı bir interval tipi olarak tanımlanıyor diyebiliriz.
Uzun Koşular: Koşu ekonomisi, dayanıklılık, aerobic dayanıklılığı geliştiriyor.
Çapraz Antrenmanlar: Bunların sakatlıktan korunma, recovery ve fitness seviyesini artırmada etkileri oluyor. Bisiklet, eliptik, yüzme, kuvvet antrenmanları başlıcaları. Hepsi bir yana kuvvet antrenmanının kendi başına faydası bile yüksek seviyelerde.
Yarış: Mevcut fitness seviyesini ve antrenmanların verimliliğini test etmenizi sağlıyor.
Tüm bu bilgiler antrenman programlarını uygularken merak edip araştırdığım ve derlediğim notlardan geliyor. Bunları okuma ve öğrenme isteğim, o an uyguladığım programın ne olduğunu, neye faydası olduğunu anlamaya çalışmam, ilerde biyoloji benim ne işime yarayacak mantığıyla bitirdiğim milli eğitim müfredatının, benim İnşaat mühendisi olarak bunlara da ilgi duyma ihtimalimi öngörmesiymiş.
Bu arada esnemelere de özen göstermeye başlamıştım, sakatlık en büyük korkum olmuştu. Yarış notlarımdan anladığım kadarıyla beslenmeyi de programlamaya o zaman ciddi olarak başlamışım, elektrolit alımları vs vs...
BORUSAN ATLETİZM TAKIMI
O senelerde Borusan Atletizm takımı menejeri, kaptanı oldum, Borusan olarak, Corporate Fitness ve bünyesindeki çok yetenekli eğitmenler ile çalışma fırsatımız olmuştu. İstanbul ve Türkiye genelinde yarışlara katılyor, şirketler kategorisinde başarılar elde ediyorduk. İlginç bir deneyim oldu benim için, aslında sportif kısmını profesyonellere bırakıyorduk ve kaptanın görevi daha çok kulübün bütçesi, sporcu (çalışan) memnuniyeti, kürsü yapabileceğimiz (hava atabileceğimiz) kurumsal organizasyonları araştırma ve yarışlara lojistik planlama (katılım, seyahat, konaklama vb) yapma, yani bir çeşit tur operatörlüğü görevleri üstleniyorduk. Kurumsal şirkette takım kaptanlığı böyle oluyor. Çok değerli dostluklar edindim ve bir çok konuda çok eğitici olmuştu.


Tamam literatür taramada sıkıntı yok ama uygulaması da vardı bunun. Maraton antrenmanları o dönem çile gibi, maraton koşmakta hiç bir sıkıntı yoktu, eğer antrenman programlarını uygulayacak motivasyonun olursa. Yazlıktayız 35 derece hava ve hafta sonu uzunu gelmiş. Havanın serinlemesini beklesen gece yarısına kadar bekler semtin tüm köpekleri ile interval karışık uzun antrenmanını yaparsın, sıcakta koşsan zaten bahane arıyoruz antrenman yapmamaya falan filan.

Tabii beyaz yakalısın, iş programın yoğun, iş gezisi tatil dinlemeden bulduğun her yerde programı uygulaman, koşman gerekiyor. İş gezisinde, bazen akşamki iş yemeklerine katılamıyorsun, kurumsal firmalarda bu buluşmalar, yemekler çok önemli oluyor ve katılmamak için iyi bir bahanen olması gerekiyor. Ben gerçi genel müdür yardımcımın düzenlediği iftar yemeğine diyet yapıyorum diye özür dileyerek katılmamış biriyim, bu tip bir spor disiplini içinde daha önce olmamış birinin anlaması zor olabiliyor, bir şekilde dengeyi iyi tutturmak gerekiyor. Aşağıdaki fotograf, bir iş gezisi akşamında, baş mühendisimiz Hasan abiye bir bisiklet ayarlayarak, Kıyıköy'ün ara sokaklarında yaptığımız antrenmandan.

Genel olarak antrenman mantığından bahsettim, peki maraton nasıl olmalıydı? Haftada 4-5 defa koşman lazım. Senin hedefine ve deneyimine göre de mesafeleri, yoğunlukları artıyor. Haftada bir uzun koşacaksın ama bu hele ki ilk maratonunu koşmak ise 42 km olmayacak. Çoğu program bunu 30 km ile sınırlıyor. İnternette çok sayıda antrenman programı var. Önemli olan bunu seçerken sürdürebilir olduğuna inanmanız. Bazen arkadaşlarım benden program istiyor ne yapalım sen hangisini uyguladın diyorlar. Burada önemli olan senin iş ve özel hayatını yıpratmayacak, senin motivasyonuna uygun olan bir tanesini seçmek ve uzun vadede onu uygulayabilmektir.
Vücudunda yapısal bir bozukluk yoksa, bu antrenmanları uygularken ağrın sızın olmuyorsa, bir de başlamadan kardiyoloğa muayene olursan kabaca bu iş bitmiştir. Ama ben sub3 istiyorum diyorsan ya da bugüne kadar hiç koşmadım ve 2-3 ay sonra kız istemeye gidiyorum babası maraton finisher'mış konu sıkışırsa maç muhabbeti yapmayım diyorsan şiddetle profesyonel destek öneririm. bambaşka bir boyutta olman gerekiyor.
Kim koşabilir maraton? 95 kilo ile antrenmansız, hatta koşu ile alakasız ben koştum, şans eseri bir sakatlık yaşamadım. Ama şimdiki bilinçte olsam o halde koşmazdım.
BERLİN MARATONU GÜNÜ
Sabah uyandıktan sonra sıvı alımı kahvaltı vs süreçlerini tamamladım ve hayatımdaki en önemli günlerinden birinin startına gitmeye başladım.
“Gather the pieces left over, let us not waste a bit“
Soğuk ve yağışlı Berlin havasından etkilenmemek için lahana kıvamında giyinmiştim. Yarış startından hemen sonra veya önce kıyafetleri kenara bırakacaktım, organizasyon bu kıyafetleri toplayarak temizledikten sonra ihtiyaç sahiplerine veriyormuş.
Maraton konusunda tecrübelerim bu kadar, gelin yarış boyunca 1 saate yakın yaptığım çekimlerden oluşturduğum 12 dk'lık videoyu izleyelim.
Evet yarış bitmişti, gerçekten çok büyük bir keyif almıştım, elimde gopro ile 42 km koşmuş, etrafı izlemiş ve hedefim olan 4 saatin altında, ilk ve ikinci 21 km'leri aynı nabız ve sürede rahat bir şekilde tamamlamıştım.


Yorumlar